Galatasaray’daki Düşüşün Sebepleri Neler?

Ligimizde son iki yılın kağıt üzerinde en başarılı takımı olan Galatasaray için 2019-20 sezonu hiç de iyi gitmiyor. Şampiyonlar Ligi’ndeki başarısız sonuçlar, ligdeki istikrarsız performans, oyuncu problemleri taraftarların büyük bir kısmını ciddi olarak endişelendiriyor. Son iki sezonun şampiyonu Galatasaray son olarak dün gece oynanan mücadelede lig sonuncusu Ankaragücü’yle 2-0 önde götürdüğü karşılaşmadan son dakikalarda yediği gollerle 2-2 beraberlikle ayrıldı. Ankaragücü’nün 72. dakikada 10 kişi kaldığının altını da çizelim. Peki Galatasaray’da bu çöküşün sebepleri neler? Galatasaray’daki kötü gidişatı sizler için inceledik.

1-Oyuncuların Mental Yetersizliği

Galatasaray tarihine bakıldığında şampiyon olunan sezonlarda sahada her zaman liderlik görevini üstlenecek, takımı en kötü durumlarda ayağa kaldırabilecek takım içi liderlerin çokluğu göze çarpmaktaydı. Galatasaray’ın bu sezona girerken yaptığı kadro planlamasında belki de yaptığı en büyük yanlışlardan birisi bu oldu. 2 sezondur ligde belli bir puan farkı olmasına rağmen farkı kapatıp şampiyon olan takımda Belhanda, Feghouli, Mariano, Nagatomo gibi oyuncularda bir rehavet sezonun ilk maçlarından beri gözleniyordu.

Feghouli’nin iki sezondur yaz dönemini tatil yapmadan milli takım maçlarında geçirmesi ve genellikle performansını ligin ikinci yarısında arttırmasına ayrı bir parantez açalım. Fakat ismi geçen diğer oyuncuların 2 sezondur burada oldukları için buna uygun ve yaşlarına uygun olarak takım içi dengeleri düzeltmeleri beklenirken genellikle “Nasıl olsa bu senede biz şampiyon oluruz..” havasında oldukları sıkça gözlemlendi.

Bu oyuncu grubu dışında takımda kaptanlık görevini yapacak oyuncular bu sene için Muslera, Selçuk ve Donk seçildi. Muslera’nın her sene üzerine koyarak ilerlettiği muazzam performansı dışında Selçuk ve Donk yaş olarak ilerleyip futbol olarak gerileme dönemine girmiş oyuncular. Galatasaray için verdikleri emek tartışılmaz fakat şu bir gerçek ki ikisi de artık Galatasaray’ın ilk 11 düzeyindeki oyuncuları değiller. Bu durum doğal olarak saha içerisinde Muslera’yı yalnız bıraktı ve saha içinde, oyun içinde ciddi kopuşlara sebep oldu.

Babel, Falcao gibi yeni transferlerin tecrübeleriyle bu kategoriye konulabileceği söylenebilir belki. Fakat iki oyuncununda yaşadığı sakatlık problemleri saha içinde mental açıdan eksik kalan Galatasaray’ı hem güç olarak hem mental açıdan iyice zayıflattı. Nzonzi ve Seri ise futbol kariyerleri boyunca hiç bir zaman liderlik vasfına soyunmamış genellikle görev adamı olmuş oyuncular. Sonuç olarak Galatasaray ruhuna ve karakterine hareket etmediği gerekçesiyle Nzonzi kadro dışı kaldı, Seri’nin de kadro dışı kalacağı konuşuluyor.

2-Mali Fair Play Kısıtlaması

Bu sezon Galatasaray’ın kötü gidişatında futbol severler tarafından en az konuşulan konulardan birisi fakat Fatih Terim’in sürekli dile getirdiği Mali Fair Play kısıtlaması. Fatih Terim’in kafasında her zaman bir sistem vardır. O sisteme takımı oturtabilirse Uefa Kupası, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final başarılarına ulaşmak Galatasaray için hiç de zor değildir. Fakat Galatasaray’ın 2 sezondur uğraştığı katı Mali Fair Play kısıtlamaları takımı sadece finansal yönden değil takım içi dengeleri de olumsuz yönden etkiledi.

Şöyle bir takım düşünün elinizde kafanızdaki taktiğe uygun 5-6 oyuncunuz var. Geri kalan oyunculardan kafanıza uygun olmayanları satmaya çalışacaksınız. Ve bunu yaparken maksimum tutarı yakalayıp oradan gelen gelirle taktiğe uygun olarak istediğiniz oyuncuları almaya çalışacaksınız. Fatih Terim’in bu sezon için kafasında kurduğu planlamada Diagne’nin gönderilmesi, Luyindama’nın bonservisinin alınması, Lemina ve Andone transferleri bana göre o sisteme göre yapılan transferlerdi. Fakat geri kalan transferler kalan bütçeyle en iyi ne yapabiliriz hamleleriydi. Kağıt üzerinde isim olarak yıldız isimler kadroya katıldı, sezon başında bu kadro devre arası gelindiğinde bunu başarabilecek deselerdi muhtemelen kimse inanmazdı..

Mali Fair Play kısıtlamasının en büyük eksilerinden biri de Terim’in sık sık bahsettiği gibi Şampiyonlar Ligi’ne getirilen oyuncu kısıtlamasıydı. Öyle ki hiç hesapta olmayan Falcao, Andone, Luyindama, Babel sakatlıkları Galatasaray için zaten zor geçecek bir serüveni bu sezon için kabusa çevirdi.

3-Mustafa Cengiz Yönetimi’nin Yaşadığı Durumlar

Futbol saha içi oynanan bir oyun olduğu kadar saha içindeki o oyuncuları etkileyen en önemli etkenlerin başında Kulüp başkanı ve yönetim kurulu geliyor. Öyle ki görevini rahat bir şekilde sürdüren, kendinden emin ve güven veren bir başkan oyuncu grubuna artı moral katıyor. Bunun en güzel örneğini Beşiktaş’ın Fikret Orman sonrası Ahmet Nur Çebi yönetiminde de görebiliyoruz.

Fakat Galatasaray’da Mustafa Cengiz yönetimi uzun süredir saha içi olayları kontrol altına almak dışında saha dışındaki olayları da düzenlemekle meşgul. Galatasaray tarihinde türüne az rastlanır bir şekilde genel kurullarda yaşanan fikir ayrılıkları, sürekli gündeme gelen seçim tartışmaları, ibrasızlık, liseli ve liseli olmayan gruplaşmaları Mustafa Cengiz yönetimini bu sezon ciddi olarak yıprattı. Çalıştığınız bir şirkette müdürünüzü gergin, tedirgin ve aksi görürseniz sizinde canınız sıkılır o tedirginlik muhakkak size de geçer.

Fakat tüm bunların dışında Mustafa Cengiz yönetimi sezon başında çok istenilen Falcao transferini gerçekleştirerek, sezon içerisinde genel kurullarda gerçekleşen olaylara kulaklarını tıkayarak, Florya’yı geri alarak elinden geleni yaptığını her seferinde gösteriyor. Fakat onlarında herkes gibi insan olduğunu unutmamak lazım.

4- Fatih Hoca’nın Formsuzluğu

Bu sezon içerisinde takım için en çok konuşulan konulardan birisi Fatih Terim’in formsuzluğu. Fatih Hoca’ya karşı olan taraftakiler devre arası gelmesine rağmen halen belirli bir taktiğin oturmaması, halen takımın hazır olmadığından şikayet edilmesi, oyuncu tercihlerinin sürekli aynı oyunculardan oluşmasından dolayı hocaya karşı bir tavır almış durumda.

Hoca’nın tarafında olanlar içinse Fatih Hoca’nın takımın başında bulunduğu 9 Sezonda 8 şampiyonluk yaşatması bu sezon şampiyon olmasa bile göz ardı edilebilecek düzeyde.

Öncelikle Fatih Terim’in kendini bu şekilde savunanları kabul edeceği kanaatinde değilim. Galatasaray’lı Fatih takımın başında olduğu her sezon şampiyon olmayı amaçlamıştır, asla pes etmemiştir ve sonuna kadar da kovalamıştır. Taktik belirlenememesi yukarıda belirtilen sebeplerden hem mental yönden iyi oyuncu eksikliği hem de mali fair play kısıtlamalarına bağlanabilir. Hatta bu duruma sakatlıklar da eklenebilir.

Fakat oyuncu rotasyonu konusunda ne yazık ki taraftarın memnuniyetsizliği hat safhada. Galatasaray taraftarlarıyla arasındaki bağ bana göre kopmuş olan Belhanda ısrarı Fatih Hoca’nın bu sene en çok eleştirilen yönlerden birisi.

Bu durum dışında Fatih Terim’li Galatasaray’ın şampiyon olduğu her sezona bakıldığında en büyük başarılarından birisi de takıma kazandırılan mutlaka 1-2 genç yetenek olmasıydı. Cesur bir şekilde Fenerbahçe Derbisine Emre Çolak ve Semih Kaya ile başlayan Terim, Şampiyonlar Ligi gibi bir arenaya 18 yaşındaki Ozan Kabak’ı hiç çekinmeden oynatmıştı. Tabii ki takım için dengeleri en iyi Fatih Hoca bilir. Hangi oyuncu buna hazır hangi oyuncu değil ondan iyi gören şuanda yoktur.

Nitekim Galatasaray taraftarının çok şey beklediği isimlerden Yunus Akgün neredeyse 2 sezondur as takımla antrenmanlara çıkıp maçlarda yer almasına karşın Tuzlaspor karşısında çok kötü bir futbol sergilemiş halen hazır olmadığının sinyallerini vermişti. Fakat burada Taylan’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. İstenilen skorları uzun süredir alamayan Galatasaray’ın pek çok taraftarının sahada ruh gibi gezen, topu kovalamayan, hücuma da savunmaya da yeterince katkı vermeyen Belhanda yerine isteğiyle takımı ve taraftarı ateşlendirecek Taylan’a daha çok tolerans göstereceği kanaatindeyim.

Fakat yönetim kısmında dediğimiz gibi ve Fatih Hoca’nın da her zaman belirttiği gibi “Takım galibiyet alınca kutlanan takım, mağlubiyet alınca suçlanan her zaman hoca olmuştur”. Hoca’nında insan olduğunu unutmayalım.

5- Düzene Oturtulamayan Transfer Sistemi

Galatasaray’ın bana göre bu Fatih Terim döneminde en büyük yanlışlarından birisi bir türlü oturtulamayan Transfer ve takım içi sistemi. Yanlış anlaşılmasın burada günah keçisi Fatih Terim demiyorum. Fakat Galatasaray son 2 sezonda şampiyon olmasına rağmen kadrosunu her sezon bu kadar baştan kurmaya çabalaması bence kabul edilebilir düzeyde değil, dünyada da bunun örneğinin çok olduğu kanaatinde değilim

Pek çok Türk futbol taraftarının beğenmediği Başakşehir’in bu sezon başarısının altında yatan bana göre en büyük etmen bu. Takım iskeletini yavaş yavaş düzgün bir şekilde kurduktan sonra üzerine eklenilen küçük montajlarla Almanya’da ligi lider götüren bir takımı bile yenebilecek seviyeye ulaşabiliyorsunuz. Buna ister şans ister başka katkılar diyelim. Futbol sahada 90 dakika oynanan ve o sahadaki sonuçlara göre puanlanan bir oyun. Ve Galatasaray’dan sonra son 2 sezonda en başarılı takım hangisi desek ilk akla Başakşehir geliyor.

Galatasaray’ın transfer sistemi oturtamamasında muhakkak Fair Play kısıtlaması etkisi var. Fakat artık belli bir iskelet kurma gereği duyma gerçeği iyice gün yüzüne çıkıyor. Evet geçen sezon geriden gelinip şampiyon olundu fakat Türk Futbol tarihinin en düşük puanlı şampiyonlukları arasına girdi o sezon. Çok bir ölçü olacağı kanaatinde değilim. Bu sadece Galatasaray için değil artık diğer takımlarımız içinde ucuza oyuncu alıp parlatıp satma formülüne dönmesi düşüncesindeyim. Hiç kimse bu Türkiye’de olmaz falan demesin. Club Brugge 4 büyüklerimizden de Başakşehir’den de ülkemizin köklü kulüplerinin hiç birinden de büyük bir kulüp değil. Onlar yapabiliyorsa bizde yapabilmeliyiz.

Bunların dışında transferdeki sistemi geçtim Galatasaray’ın bu sezonki transferlerinin pek çok aslında Fatih Terim stiline uymayan oyunculardı. Sadece uymayan oyuncularda değildi aynı zamanda geçen sezon başarılı işleyen sistemin bozulmasına da neden olan oyunculardı.

Fernando-Nzonzi Değişikliği

Geçtiğimiz sezon defansın önünde görev alan Fernando sahada hem savaşçı rolünü üstlenebilen hem hücuma top tekniğiyle katkı verebilen bir oyuncuydu. Yerine alınan Nzonzi ise kariyeri boyunca genelde savaşçı rolü üstlenen oyuncuya partnerlik etmiş oyun kurucu rolündeki oyuncuydu. Sonuç? Savaşçı rolüne büründürülmeye çalışan Nzonzi Galatasaray kariyerinde o rolü üstlenemedi. Hantallığı ve uzun boyuyla çok gereksiz sarı kartlar ve gereksiz yenilen gollere sebebiyet verdi.

Onyekuru-Babel Değişikliği

Geçen sezon Şampiyonluğun en büyük pay sahibi Onyekuru yerine o pozisyona as oyuncu olarak Babel transfer edildi. Onyekuru hatta ondan önce o pozisyonda oynayan Garry Rodrigues oyunu delerek oynamayı seveyen, araya koşular atan, fırsatları kollayan oyuncular. Babel’in ise bu sene en büyük aldığı eleştiri oyunu sürekli durdurması, kontralarda yavaş kalması, sürekli topu geri çekmesi. Ve Galatasaray için bu değişikliğin en kötü tarafı gerideki Nagatomo, göbekteki Belhanda, sağ açıktaki Feghouli’nin halen takımda yer alması. Yani bu takım 2 sezondur sol kanata ara top atmaya oradan adam kaçırmaya oradan gol bulmaya alışmış bir takım. Düzenli olarak hiç aksatmadan her cumartesi gittiğiniz restoranın bir gün kapandığını ve yerine başka bir restoran açıldığını düşünün. İstemsiz olarak yine her cumartesi oraya gitmeye kalkarsınız fakat o yeni açılan restoran eskisinin size verdiği lezzeti vermez. Babel’de ne yazik ki veremiyor.

Ndiaye-Seri Değişikliği

Ve son olarak Ndiaye yerine gelen Seri. Seri geldiğinde herkes onu Fransa kariyerine göre yorumluyordu. İngiliz kariyerinin ölçüt olmadığı konuşuluyordu. Bunlar konuşulurken unutulan birşey var. Seri’yi İngiltere kariyerini etkileyen en kötü durum bana göre asla ne hocasının yanlış tercihleri, ne takımın yetenekten yoksun oyunculardan kurulu olması, ne de taktiksel dizilişti. Bu Seri’de Fransa’da da yaşanan bir durumdu Seri kötü hava koşullarından çok çabuk etkilenen bir bünyeye sahip. Bunu saha içerisindeki performansından bile sezebiliyorsunuz. İngiltere’de de uzunca bir dönem havaya alışamadığı teknik direktörü tarafından sıkça dile getirildi. Gelelim Galatasaray tarafına. Geçen sezon ki Ndiaye evet belki çok üst düzey bir katkı veremedi takıma. Ama Ndiaye Seri’ye göre çok daha güçlü çok daha savaşçı bir orta sahaydı. Sadece top tekniği değil hücuma katkısı da çok üst düzeydeydi. Evet Seri Ndiaye’ye göre daha teknik bir oyuncu olabilir fakat ikili mücadelelerdeki güçsüzlüğü, hücuma katkısının topla çıkışlarının eksikliği ne yazık ki gün geçtikçe ayyuka çıktı. Ne yazık ki sonuç olarak alınan başarısız sonuçlarla adaptasyonu iyice yarım kaldı.

Sonuç

Galatasaray’ın bu sezon başarısızlığının arkasına daha bir çok madde eklenebilir. Taraftarlarının geçen sezona göre daha az desteği, belli oyunculardan beklenen verimin alınamaması, ligin geçen sezona göre daha rekabetçi olması vs. Fakat bir gerçek var; devre arası transfer dönemini iyi geçirmeyen bir Galatasaray bu kadroyla şampiyonluk yarışından erken kopar kanaatindeyim. Bakalım zaman bize neler gösterecek?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir