“Ah… Nerede O Eski Oyunlar”

“Ah… Nerede O Eski Oyunlar”, herhalde bu serzenişi her yaşı belli bir seviyeye gelmiş (25 ve üstü) PC ya da konsol oyuncusundan duyarız. Buna kendimi de dahil edebilirim. Bende 90’li kuşağın içerisiden çıkmış bir oyunsever olarak 90’li yıllardan itibaren başlayan özellikle RPG ve RTS oyun furyasının getirmiş olduğu yenilikler ile bizleri 2000’li yıllara hazırlayıp daha sonrasında 1999 yılından başlayacak olan yepyeni bir oyun dünyasını bizlere sunmuştu. Bu yeni oyun dünyasının en mutlu olan kesimi de tabi bizler olmuştuk Tabi aynı zamanda annelerimiz ve babalarımız ise bu işten pekte hoşnut değildi tabi.

Özellikle her yeni çıkan oyunun bir önceki kendi türünde ki başka bir oyunu unutturacak derecede yenilikler sunması ve gelişen teknoloji sayesinde ve daha hızlı bilgisayar sistemleri ile karşımıza çıkan gerçekçi grafikler. Biz, çocuk yaşlarda olanları, oyun dünyasının içine daha çok çekmeye başlamıştı. Sonrasında ise malum düşen ders notları bazılarımızı sınıfta kalma durumuna kadar götürecekti. Benim çocukluk dönemim herhalde sokakta delilerce top oynayan ya da koşuşturan son nesildi.

Yeni Nesil Oyuncu Kitlesi

Malum bilgisiyar ve akıllı telefon/tabletlerin artık beşikteki bebeklerin eline düşecek duruma gelmesi ile yeni nesil dışarı çıkmaktan çok evin içinde bilgisayar ya da konsolun başında kalmayı tercih ediyor. Peki dışarı çıkınca ne yapıyor? Durmak yok, kesintisiz eğlence dönemindeyiz artık. Nintendo Switch ya da tablet ya da akıllı bir telefon ile oyun keyfine kaldığı yerden devam edebiliyor. İşte böyle bir ortamda o eskinin oyun geliştiricileri artık olayın bir oyun ve hikaye geliştirmekten çok öteye gittiğini görmeye başladılar. Çıtayı o kadar yükseltmişlerdi ki grafik ve ses konusunda, artık devasa oyun geliştirme ekipleri ve bu ekiplerin yanında animasyon ekibinden pazarlama ekibine kadar koca birer şirket haline gelmişti.

Oyun geliştirme artık yaratıcı bir ekip kurmaktan çok daha iyi bir pazarlama ekibi kurmak halini almıştı. Nitekim şu an herhangi bir mobil uygulama dükkanını açarsanız pek çok oyunun birbirinin aynısı olduğunu sadece farklı bir makyajlama ile sunulduğunu ve aynı zamanda reklamlarında dönen oynanış videolarından çok farklı bir oyun sunduğunu kolaylıkla görebilirsiniz. Evet sözüm sizlere sayın MMO mobil oyun geliştiricileri. Bunlar zamanın Browser MMO oyunlarının bize vermiş olduğu tüm sempati duygusunu bir anda unutmamıza sebep olacak kadar kötü ve bir o kadar zevksiz kopya oyunlar sunarak tonlarca para kazanma derdinde.

İşte tam da bu noktada oyun sektörünün milyarlarca dolar seviyesine çıktığını ve artık herkesin evinde ya da en kötü ihtimal elinde bir oyun oynatacak cihaza sahip olduğunu bilen oyun şirketleri buna göre planlar yapmaya başladı.Yani artık oyun sektörüne para yediren oyuncular bizim gibi asıl oyuncu grubu değil bildiğin oyun dünyasını sadece Candy Crush zanneden 30-40 yaş arası kişilerdi. Peki şimdiki genç oyunculara ne vereceklerdi? Malum Battle Royale veya MOBA tarzı sadece ve sadece saatlerini gömerek aynı senaryoyu tekrar tekrar oynayarak artık otomatik beyin aktivite haline gelip ve en son artık oyunu beyinden değilde sadece refleksler ile omurilik soğanınından oynadığın bir şey haline getirdikleri oyunları vermekte. Yanlış anlamayın bu tarz oyunları oynayan ya da seven insanlara bir lafim yok. Ama oyun içersinde bizi asıl oyuna veya ana karakterlere bağlayan duygu yapısının bozulmuş olması bu tarz oyunlar sayesinde olmuştur.

Sonuç: Ruhsuz Oyunlar

Bütün bunlar ışığında oyun geliştirilirken artık ilk planlanan şeyler genellikle loot-box sistemi nasıl olacak? Oyun içi coin nasıl kullandırabiliriz? Tam sürümü eksik yapıp DLÇ’ler ile aynı oyunu 5 yıllık bir süreç içerisinde tam sürüm haline nasıl getiririz? Bu tarz şeyleri konuşan bir ekip oyunun bütün kaderini belirliyor. Zaten çok büyük bir ekip olduğunuz zaman takımlar arası iletişimin kopuk olması büyük bir sorun iken bir de bu mentalite ile oyun çıkarmaya çalışmak işin tuzu biberi oluyor. Daha eski oyunlar seviylerinde bunlar oluyordu elbet ama uzun soluklu oyunlarda genelde bir şeylerin düzeldiğini görebiliyorduk.

Kısacası eskinin oyunlarında bir ruh vardı. Yaşayan bir ruh. Hissederdiniz oyunun her bir köşesi etraflıca düşünülmüş ve çok iyi bir şekilde irdelenmiş. Oyunun içindeki hiç bir şey sebebsiz yere konulmamış diye. Şimdikilerde ise daha oyunu oynarken bir sonraki oyununu düşünmeye başlıyorsunuz. Bol grafikli ama renksiz ve ruhsuz bir oyun havası bize veriliyor. Tabi tüm bunların yanında iyi oyunlar yok mu tabiki var. Onlarada bir başka yazımızda değineceğiz. Şimdilik Eski Oyunlar ile ilgili yazımızın sonuna geldik.

1 Comment on ““Ah… Nerede O Eski Oyunlar””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir